Kayıtlar

Ocak, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hediye Üzerine Bazı Sorular

                                                    Hediye Hediye nedir, kime verilir, herkese hediye verilir mi? Bu ve benzeri diğer birkaç soruyu “hediye” nezdinde cevaplamak bir hayli önemli ve bir o kadarda önemli. Bence hediye alelade, yani cümle insanın dilinde gezen bir tanımdan öteye, altında -düşünmeyle vakıf olunabilecek- başka anlam veya anlamlar barındıran bir şeydir. Bu anlamlar kimileri için realizm kimileri için romantizm kimileri içinde hedonizmin perspektiflerinden yararlanarak açıklanabilir. Benim için hediye, bir potada aklın ve hazzın karıştırılmasıyla açıklanabilir. Vereni uzunca telaş içine sokan, kafasını hayli zorlayan, üstüne manalar yükleten, insanın diğer insana duyduğu muhabbetin somut ve bazen de soyut bir yapı kazanmış halinin ve karşılığının ortaya dökülüp nihayete ermesidir. Belki bazı z...

Gittikçe Çoğalan Özlem

                                     Gittikçe Çoğalan Özlem Şu yakın geçmişte farkettiğim ve gözlemlediğim “İnsanların birbirine veya bir şeye bağlanma hissi” bende de nüksetmeye başladı- zaten böyle bir şey duygularımın farkına  vardığımdan beri içimde vardı ama adını tam koyamamıştım. Arkadaşlarımın çoğu bu bağlanma duygusunu ve aşkı sadece beşer üzerinde aramaya, yani  gerçek aşkın ve mutluluğun kaynağının bir beşer olduğunu kabul ederek hareket etmelerini uzunca zaman müşahede ettim ve ediyorum. Fakat bu durumun gerçekten onların dile getirdiği şekilde olmadığına inanıyor ve onlara da şu soruyu sormaktan kendimi bir türlü alamıyorum: “Tüm duyguların ve şahsiyetlerin yaratıcısı acaba bizi bir beşerde gerçek “aşk ve mutluluğu” bulalım diye mi yarattı ya da  o beşerin yalnızca kendisindeki aşka -iki taraf içinde geçerli- ulaşmak için birer aracı olması ...

Sence Sever Miyiz Bu Şehri

                                                                      Sence Sever Miyiz Bu Şehri 18 Ocak 2022 tarihinde Nihayet dergi buluşmasında Ahmet Murat Özel'in yazıp okuduğu şiir. Dinlerken müthiş bir keyifle dinlemiştim hatta biraz hainlik yapıp daha iyi dinlemek için telefonumu Serhat'a verdim ve onun kaydetmesini istedim. Toplantı yaklaşık 2 saate yakın sürdü dergi hakkında birtakım mülahazalarda bulundular -ne yazık ki Nihayet dergisinin sıkı bir takipçisi değilim 43. sayı olan at sayısını biliyorum o da atlara olan merakımdan- toplantıda aslında dergiye dair birçok şey öğrendim arkaplanına biraz daldık ve iyiydi. Gel gelelim Ahmet Murat'ın şiir okumasına. Okuduğu şiir o kadar manidardı ki benim için ertesi gün direkt kitabı satın aldım, şiirin başlığı "Fark Eder Mi Yaş...

Orhan Veli'nin şiirlerine bazı şiirler derlemesi

" Ne Kadar Güzel Çayın rengi ne kadar güzel, Sabah sabah, Açık havada! Hava ne kadar güzel! Oğlan çocuk ne kadar güzel! Çay ne kadar güzel! (Garip 1, 1941) Orhan Veli" Belki de o kadar da güzel değildir yanında bir fincan çay içerde pederi var pederin elinde uzunca sigarası veledin ise sadece bir çay hem de sadece bir fincan çay ama soğuk bir fincan içinde bir fincan çay (2018)  " Güzel Havalar Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti. Nisan 1940 (Garip 1, 1941) Orhan Veli" Özel'li Günler artık 12 ayın sadece 1 haftası böyle geriye kalanlar ise koca bir hüsran başımızda bir bela var herkesi tutsak eden başımızda bir bela var herkesi hasta eden 0 1 hafta da Özel'le tanıştığım hafta her şeyi geride bıraktığım 1 hafta, yıl boyunca (20...

kapılar

                                          kapılar pek yoktu niyeti onların açılmaya ama ben zorladım, zorladım bükülünceye kadar zorladım her yeni bir bükülme yeni bir yer ve yeni bir soluğun habercisiydi birinde sen, birinde ilim ve birinde Semerkant uzaktan, bir yığın balya gibi tasnif edilmiş duran kapılardan geçerken yaşanmışlık, kendini de nakşetmiş kimisine mavi-beyaz halkalar; kimisine kıpkızıl küfler ve her birinden geçen yol; keskin, yamuk ve paramparça taşlarla döşenmiş ve yine; yalnızca usta yolcuların harcı olsa gerek, yolda yolu kaybetmeden yürümek tüm bu kapıların hemen yanında etrafı kemik, içi kafa taslarıyla dolu bir koyu her içeriye girenin bir önceki kafasını çıkarıp attığı kuyu

tüm yolların Sahibine ulaşmaya çalışmanın yolu

                                                                                                   tüm yolların Sahibine ulaşmaya çalışmanın yolu bir ölümü farketmeden bekleyiş ve sakince izlemek, karlı bir gecenin düşüşünü yalnızların, az bir az sonra sükuta uğrayacak düşleri ve aldırışsız kafaların bile cevaplarında kaybolduğu belirsizlik; yani, bir bir insanlığın önünden geçen insicam silsileleri usta şairlerin kalem ucu muyum ben ki yaşamaktan usanmış, tükenmekten sıkılmış ve yazılmaktan ar etmişim oysa, ses çıkarmazdı kimseye kadife cepkenli pantulum yürürken, sokaklara el pençe divan olurdu her değişimden nasibini alan yüzyıllar, buna da direnemediler yelkovanların ardındandan yanıp kül olm...