tüm yolların Sahibine ulaşmaya çalışmanın yolu

                                                        

                         tüm yolların Sahibine ulaşmaya çalışmanın yolu
bir ölümü farketmeden bekleyiş
ve sakince izlemek, karlı bir gecenin düşüşünü
yalnızların, az bir az sonra sükuta uğrayacak düşleri
ve aldırışsız kafaların bile cevaplarında kaybolduğu belirsizlik;
yani, bir bir insanlığın önünden geçen insicam silsileleri
usta şairlerin kalem ucu muyum ben ki
yaşamaktan usanmış, tükenmekten sıkılmış ve yazılmaktan ar etmişim
oysa, ses çıkarmazdı kimseye kadife cepkenli pantulum
yürürken, sokaklara el pençe divan olurdu
her değişimden nasibini alan yüzyıllar, buna da direnemediler
yelkovanların ardındandan yanıp kül olmak ve gelen baharlara selam durmak asebiyle
öyleyse sevgilim; gel, gel de gözlerini oyalım şu insanlığın! oyup, raflara kaldıralım
tozlu ama bir o kadarda masumane bakışlı raflara
uçmak için olsaydı kanatlarım, ben yine de koşmayı mı seçerdim; bilemem
dışarıdan verilen bir çift yemeni
veyahut yalancıktan yanağıma kondurulan bir öpücük için?
“yıllanmış çınar ağaçlarıdır yolunu kaybetmiş yabancıların sırdaşları
çünkü onlar, kendilerindekini anlatmazlar bir başka yabancıdan başkasına
is kokulu saçlarını toplasın diye çocuklarının
akşam eve varınca yabancılar” böyle demişti, elleri nasırla kaplı adam
peki ya niçin koşardım?
yaşamak, son bir defa daha us’lanmak için mi?
kaşifler, şeyhler ve saatler yardım edin, yardım edin de
bulayım şu benliğimi alabora eden şeyin salık cevabını…
–gömülüyor karlar toprakların altına
güzün tekrar gün yüzü gösterilmek üzre
askerler vuruyorlar postallarını bir ağızdan tam tekmil 3 oktav!
uğultular, raks ediyor dağların yamacında
tepelerin doruklarında bayraklar ve flamalar dalgalanıyor– Allahım yardım et
yuvarlanıyor taşlar ve kozalaklar;
bir yer bulmalı sığınılacak, bu gelen yalancı yardımdan
nere bura, sen de kimsin? ey yabancı?
ben de mi rastladım bir şair arkadaşa,
nedir bu taş oyması dört duvar
ve nedendir bu dilnüvaz tavırlar,
o vakit; bu handa konaklamak mı icap edecek tam üç gün üç gece
peki ya sonra? ne yapmalı
koşmalı mı toy kısraklar gibi dört nala?
gerçekten ne yapayım?

–yabancı, pullu cepkenini iki yandan tutarak gerdi beline
doğruldu, temizledi gırtlağını ve birden soluyarak tüm havayı içine,
koş, veya; 

     koşuştur, çünkü;
                  basamaklar gibi;
                      derin;
                    sarmal;
                    döşeli;
                                yollar;
                  “Yalnızca O’nadır
meğer insan, hem yabancı hem de misafir olabilirmiş kendine; üç uzun ve üç karlı gece!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şehirdeki telaş

silsileyi sükutu hayâl

Büyük Yolculuk - La Grand Voyage