şehirdeki telaş
şehirdeki telaş
I.
hayır,
kaybolmadım bu kentte.
kalabalıklar, kaldırımlar ve seni gördüm, anladım.
duyumsadım, şehri seyrin hazzını.
II.
bu şehirde herkes
yüreksiz bir telaşla yaşıyor.
sabahleyin kalkarken, yürürken sokakta
gönülden konuşmaya çalışırken kuşlarla
bu telaş, her yeri kaplıyor.
çelimsiz sürgünler,
kaçınan geyik dizgileri,
şehri ve beni boğuyor.
ben
şehrin damarlarına, karışarak
her bir güzelliği kargışladım.
izler bıraktım her yere:
göke ve bütün yıldızlara.
küçük,
evecen mavilikler fısıldadım, kabaran her kulağa.
ve bir yön sordum gördüğüm herkese
bulunca bir yer sığınılacak,
vardım sığındım.
-bu yer vaiz sokağı, göğe bakma durağı-
lili'nin burada ne işi var?
lili’nin bizle ne işi var?
anladım ki o, bizden biri
ister bu şehirde olsun
ister farklı dünyalarda
lili, hüznü içinde yaşayan
kentlinin gölgesi.
III.
artık ben
ceviz dallarında yarattığım
uçarı dünyaların her birinde,
lili’ye dair, yepyeni hayâller kuruyorum.
duyduğum bütün hikâyeleri ve lili’yi
masmavi baharlar ve nal sesleriyle
anımsıyorum..
Çok etkileyici… Şiirden ziyade mektup yüreğime dokundu. Hocanızın sizi terk etmiş olduğu hissiyatı, buna karşın sizin büyük bir itinayla onunla olan irtibatınızı sürdürmeniz.. Yeni yılda, yeni bir başlangıç imkanının daha ilk ayında iken onun doğum gününü kutlamanız.. Acaba kendisinin bunlardan haberi var mıdır, keşke olsaydı. Kaleminize sağlık.
YanıtlaSilgüzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. kendisiyle hâlâ görüşüyoruz, dostluğumuz her geçen gün daha da ilerliyor çok şükür. mektup ve şiir bir arada olunca sanki bir ayrılık havası doğurmuş haklısınız fakat bu ayrılık temelde benim kendi kabuğuma olan ayrılığımla alakalı, dediğim gibi hocam'la dostluğumuz çok şükür ki çok iyi, kendisinin de bu yazıdan haberi var. tekrar tekrar teşekkür ediyorum, sağ olunuz.
Sil