Artık Görüşemeyeceğiz
Çok Uzun Zaman Oldu Artık Görüşemeyeceğiz Görüşsek Bile Geriye Dönemeyeceğiz
Trenin kalkmasına beş dakika var daha,
Beş dakikadan sonra gar girecek günaha!
Birini son kez göreceğinizi anladığınızda ne hissedersiniz? Bir daha belki senelerce belki ölene kadar görmeyeceğinizi anladığınız o son bakışta? Hadi diyelim seneler sonra gördünüz, görüştünüz ve bir çay içtiniz, o zaman ne hissedersiniz? Aradan geçen zamanda değişen şeyler, huylar, karakterler, trilyonlarca hücre ve duygulara rağmen yeniden çay içtiğiniz bu yabancıya karşı ne hissedersiniz? Bir vakitler beraber olduğunuz o kişiyi, hâlâ onda görebildiniz mi? Bu sorulara geleceğiz ama önce o ilk tanışmayı ve sevgiyi çok kısacık da olsa konuşmamız gerek.
Sevginin menâtı kalptir ve kesinlikle ilahi bir şeydir. Kimseler bilemez birini sevmenin neden ve nasıl var olduğunu. Kalbe yerleştirilen bu duygu, diğer duygulardan her yönüyle çok farklıdır. Çünkü birini sevmek nedenini açıklayamayacağımız kadar komplike, onu tanımlara indiremeyeceğimiz kadar ulvîdir. Birini gördüğünüz o ilk an, o ilk görüş bu yüzden çok şahsî ve özeldir. Bir tarifi veya öğrenimi yoktur, bir şeyler hissedersiniz ve artık öyle devam edersiniz yola. Zira, birine kanınız daha o ilk bakışta çekildiyse hissi kablel vukunuza (intuition) güvenmek ehem şeydir. Hislerimiz bizi çoğu zaman yanıltmaz.. Hislerimiz, aklımızın ermediği yerlerde kalbimizden yayılan bir ışık olur ve yol gösterir..
Öte yandan, kimlerle nasıl ve ne şekilde tanıştığımız da çok mühimdir. Yazgımız her ne kadar etmen faktör olsa da bizim nasıl biri olduğumuz, huylarımız, ilgi alanlarımız, insanlara yaklaşımımız ve en önemlisi söylem-fiil birliğimiz gibi özelliklerimiz; samimi tanışıklıkların ortaya çıkmasında önemli bir faktördür. Çünkü biliriz ki çöplükte güzel koku duymak çok ama çok uzak bir ihtimaldir. İlk tanıklıktan (tanışıklık demiyorum çünkü ilk izlenim her zaman işteş olmak zorunda değildir) sonra, daha önce tanımadığımız bu yabancıyla kurduğumuz ilişki (ister aşk, ister sevgi, ister dostluk olsun) artık hem bizi hem onu değiştirmektedir. O ilk tanışmadan birlikte olduğumuz o son ana kadar beraber, yan yana daha önce olmadığımız o iki yeni insana evriliriz. Bu değişim, derin birlikteliklerin tabî sonucudur. Siz fark etseniz de etmeseniz de birçok şey artık çoktan değişmiştir ama fark etmeniz çok daha güzeldir, tabii bu işin bencesi.
Vedalaşmalar, ayrılıklar ve daha niceleri iki tarafın farkında olarak yapabileceği gibi iki taraftan habersiz de meydana gelebilir. Birini son kez görmek ondan da önemlisi son kez olduğunu anlamak, onu hissedene bir ömür boyu zül gelir. Kendisi, bu son görüşü, son hissi ve ayrılığı belki kelimelere döker belki dökemez ama içinde derin bir acı olarak ölene kadar yaşayabilir. Aradan seneler geçse de yürünülen sokaklar, beraber içilen bir kahve, köşede sevdiği bir kedi, yağmurda ıslanmış yüzü, kahkahalarla gülüştüğünüz o bank, sırtını yaslayıp camdan baktığı koltuk ve daha binlercesi aklınıza geldiğinde bir hüzün kaplar içinizi. Varıp anlatmak, tekrar gülmek istersiniz belki ama o ihtimalin olmadığını çok iyi bilirsiniz.. Öte yandan hem bunların acısını hem de o son kez gördüğünüzü hissettiğiniz anın acısını yaşarsınız..
Bunları yaşadığım veya en azından birine yaşattığım için söylemiyorum, fakat en acı verecek şeylerin bu olabileceğini tahmin ediyorum. Hiç aklınızdan çıkmayacak birine binlerce kere hoşçakal, binlerce kere güle güle demek mümkündür ama esas mesele bir kerecik bile gerçekten onu bıraktığınızı kendinize itiraf edebilmektir.
Bütün bu yazı boyunca söylemek istediğim şeyler ikili ilişkiler için geçerli olduğu gibi kendimizle de alakalıdır. Bütün bu soruları, arayışları kendimizle olan ayrılığımıza uygulayabiliriz. Son olarak, samimi bir itirafta bulunmak istiyorum ki bu sorulara henüz bir cevap verebilmiş değilim..
Gurbet, camdan yapılmış gönülleri taşlıyor, Bir uzun facianın ilk perdesi başlıyor.. Son bakışlar, son veda, son buseler, sarışlar, Mektup yaz, çok kalma dön! diye son yalvarışlar. Gözleri bulutlanan.. Dudakları titreyen.. Son koşuş.. Son kampana.. Son düdük..
Kalktı tren!
Nazım Hikmet / Dağların Havası
Yorumlar
Yorum Gönder