Silkin Şu Mezellet Tozu Uçsun Üzerinden
İçinde yaşadığımız bu topraklar kendimi bildim bileli bir selâmete kavuşmuş değil. Kendimi bilmediğim dönemlerde de bir selâmete de kavuşmuş değildi. Esasen lafın doğrusu İstiklâl Harbinden beridir bir sahipsizlik ve selametsizlik hâli içindeyiz. Buna mukabil İstiklâl Harbiyle Türk bayrağı hâlâ kendine sığınanlara ve bir şekilde kendisinden yardım isteyenlere yüz çevirmiyor. Bilakis Türk ilinin yönetici vasfını taşıyan iktidar ve diğer partileri Türk ilinin ve bayrağının selâmetini kesinlikle gözetmiyor. Mevcut siyâsî partilerin “political agenda”ları Türk ilinin selâmeti yerine; Amerika ve Avrupa’nın selâmetini ve emniyetini berkitiyor. Millet hiç olmadığı kadar yalnız, hiç olmadığı kadar sahipsiz yaşamını idâme ettiriyor. Sınırlarımız girişte lâalettâyin çıkışta binbir zorluk şiârıyla mevzileniyor. Sokaklarımız, yaşamımız ve haklarımız her geçen bizden parça parça alınıyor. Üstümüze saçılan mitralyöz mermilerini sinemize çekmemize rağmen telkinini ve cefâsını bizdenmiş gibi görünenler isti’mâl ediyor. Hâli hazırdaki partilerin tek bir yerden emir alarak “emirerlik” görevlerini ifâ ettikleri fikri zihnimi yalnızca berraklaştırıyor. Sonuçları daima bizim aleyhimize olsada bu zilletten bir gün kurtulacağımızı bekliyor ve niyâz ediyoruz. Niyâz etmekle kalmayıp bu ülkenin geleceğini kendi geleceği gibi görenler ve bir şekilde bu topraklara minnet besleyip kendilerini borçlu hissedenler olarak yaptığımız şeyi her ney ise o en iyi şekilde yapmak mecburiyetinde olduğumuzu iliklerimize kadar hissediyoruz. Atalarımız vah yüklü taşları bahane edip yüzmekten vazgeçmiş değillerdi. Biz de aynen onlar gibi yapacağız. Millet hayatı devletin varlığınının ulaşmadığı, tebarüz etmediği ve engellenemediği her yerde kendini göstermeye başladı. Bin senelik devlet aklı teröristlere bir çözüm vaa’d ededursun biz her bir şehidin her bir gâzînin öfkesini içimizde diri tutacağız. Gerçi bu hâinliğin neye çözüm olacağını bilen de yoktu ama olsun. Devlet millet hayatını yok etmeye ant içerek her işini bu doğrultuda yapa dursun; sokaklarımızı korumaktan imtinâ ede dursun ve bizi yarı yolda bırakadursun… Biz bu topraklarda ölmeğe yemin edenler, İslam ile topraklarımızın arasında infisâl ve inkıt’ayı reddedenler olarak var gücümüzle çalışacağız. Hem biz ki ezanların susmaması için biât verenler değil miyiz? Bu yüzden bu topraklarda öldüğümüz gün bizim düğün günümüzdür, Rabbe bu topraklardan ulaştığımız gündür düğünümüz. Yüzümüz ak bir şekilde bizden önce gidenlere kavuştuğumuz gündür... Öyleyse aşk ile yeniden:
Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol!
Ey hak, yaşa, ey sevgili millet, yaşa.. Var ol!
Vaktiyle baban kimseye minnet mi ederdi?
Yok, kalmadı, hâşâ sana zillet pederinden
Dünyâda şereftir yaşatan milleti, ferdi;
Silkin, şu mezellet tozu uçsun üzerinden.
İnsanlığı pâ-mâl eden alçaklığı yık, ez;
Billâh yaşamak yerde sürüklenmeye değmez.
Tevfik Fikret / Millet Şarkısı
Yorumlar
Yorum Gönder