koğuşturma
koğuşturma
çok uzaklara atılmış benim yongalarım
insanlığın olmadığı her yere.
bi’ gün bakırdan kireç kazanlarında,
bazan hiç kimselerin dokunmadığı dağ tepelerinde
görülmüş benim aramışlığımın talaşları.
şehirdeyken gözlerim,
maviliğe yelken açar, paltolu adamlar korkup kaçarlardı.
aklımdan bir dirhem ter, bütün sayılardan, bütün bileşkelerden önce kururdu.
artık bedbahtım çünkü hep cereyanlarda kaldım, kapı eşiği aralarında.
çağlar içinde savruldum.
ve şimdi, her yolcunun duasına, yazgım damgalanır
her sarılma ardında beni bırakır.
çünkü açbiilaç dermansızım.
kavuşma arefesinde esen uğultularla
apazlanır kavuşmalar.
kuşlar yeminlerini bozarlar,
sürmeli gözlerin geceleri dağlar, yarım gülüşler karşısında.
toprak ellerini çeker zerâfetin sarmaladığı boynundan
Allah aşkına söyle, neden kefaret bilmez kuşlar?
ve
iştedir deniz, başlatıyor kutsal arınmayı
iskeletimi ısıttığım her şubat sonrasında.
Yorumlar
Yorum Gönder