vâveylalarımız
vâveylalarımız
1saçlarımla anların tutsaklığını adlandırırken,
üzerimi yavaş yavaş örtüyor akşamın son ışıkları.
ve hataları
ağaca gebeleyen bir koyun çaresizliğiyle, haykırıyorum.
kelimeler, köprü gibi durmuyor göğsümde
abanıyor, acıtıyor yüklendiği her anlamla.
evlerin, güneşe aldırmadan konuşlandığı pencerelerden
yüzler gülümsemiyor artık.
ve hazır cevaplılığım, serin gecelerin ışıyan yıldızlarına
bir tını, bir serzeniş
bırakmaktan çok uzakta.
sanki ruhum, göğsümün süngün yiyen yerlerinden uçup gidiyor,
kalakalıyorum sırları gizlenmiş sınırlarda.
bildiğim yolların, yürümemi zorlaştırdığını gördüğümde
apoletleri sökülmüş toplumbilimci çaresizliği geziyor kanımda.
bunu ben,
kekiklerin kokuları
çatıldardan yayılınca anlıyorum.
2
mutat, sıvışmakta sokakların dehlizlerine deniz uğultusu,
hülyâlar saçılmakta, sokak aralarına.
evvelden, çok evvelden
daha yalnızlığın ne olduğunu bilmezken
gördüğüm her canlının, her anının...
aspı çıksındı, çıkacaksa.
3
bulmak, beklenmedik anda cereyân eden bir lütuftu;
konuşmak, dertlenmek hatta dertleşmek:
iktibas gözyaşlarının kıvılcımladığı çatırtıların
mükerrer müşâhitliğini yapmaktı.
Yorumlar
Yorum Gönder