ölümün evde kalan ekmek kırıntıları

  ölümün evde kalan ekmek kırıntıları


kocası ölmüş bir kadın 

uzaklara dalışın bitmeyen hazzıyla

çekiyor gam dumanını göğsüne.

belki bir an için varlığını unutmak

unutturmak, kendine bile koca bir kaybı

elbet marifet istiyor,

kadın uzaklara dalmış gidiyor.


artık herkesten daha derin bakıyor

bir kediyle bir kedinin dalaşına

sinesinden çığlıklar kopuyor

elleri birbirine kenetleniyor

saçılıp giden gözyaşları karşısında

kadın bilmediği uzaklarda kayboluyor.


bunca varlığın olup bitiminden

haberi yokmuş gibi

hiçbir dev'a tesir etmiyor

bağışmakla bağışlanmamış ruhu, ve

terlemekten kanayan gözleri ile

kadın, uzaklarda savruluyor.


elleri trabzanda

gözleri artık daha da dalgın

Pamir dağlarından gelen taze bir çiçek gibi

daima yeşertiyor bitmek bilmeyen acısını.


gün, mutfak ve ocak arasında

oğlan,

annesine hep bildiği soruyu tekrar soruyor

“babam elleriyle yüzünü niye kavuşturmuyor?”

kadın,

         haykırıyor.


artık yaşamayı bile hatırlamıyor kadın

uzun bir tıkırtı merdivenleri kaplıyor

pilavlar yeniyor, okunuyor yasinler

ve başsağlığı uğultuları dilleniyor…

bir onun yıl da

  böyle bitiyor.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şehirdeki telaş

silsileyi sükutu hayâl

Büyük Yolculuk - La Grand Voyage