hakâretten arındırılmış şiirimsiler

  hakâretten arındırılmış şiirimsiler


acıyla konuşlanmış durumun
temelinden bağımsızlaştığını

bile bile görmezden gelmek,

yoğurdun ekşiliğini

ineğin sütüne atfetmek kadar

yepyeni bir işti yurttaşlar için

ucu, anayasayalara kadar uzayıp gitti.

giriş gelişme ve sonuç
sınırlarımız içinde, sınırsızca gelişti.

paralı nöbetçilerin cuma günleri
cübbelerinden damla damla damlayan
öfkeli, birazda partiküllü vâveylaları

birden ve biriciklikten kaçıp 

birliğe yahut hizâya gelemeyen cemaate
nasıl bir nizâm sağlayabilirdi?

dört gün dört elementten yoksun kalan bir bebek

duygudan uzak, kızışık ideolojilerin

-kerpiçlerini ortaklaşa döşedikleri yüce divanlarından çıkan-

ıslak imzalı kararlarına

nasıl olurdu da

nöbettekilerden daha çok kafa patlattırdı, 

bunun makbuzunu kesebilecek olan yok.


hengâme ortasında kepenk kapatmayıp

fırsattan istifâde etmenin yolunu peşleyen berbercikler

yıkık seslerdeki kargaşayı himâyelerine alarak

bir yandan halkı traş ediyor, bir yandan da

yurttaşların berelerini çalıyorlardı.
yurttaşların kellikleri, ayın evâsiti gibi parlarken

ufukta mehran, tüm yaşamıyla onları bekliyordu.

bu pişkin berbercikler, işleri bitince hep bir ağızdan:

hükümetin bekâsı

tarhanadan daha mı önemsiz, diyerek

sultan selamlığına beş çayı içmeye gidiyorlardı.

bazı günler 

günlük kel etme kotasını aşamayan bu berbercikler

birden gerginleşiyor, koltuklarından videolu reddiye yayınlıyorlardı.

fakat;

bu “küstah” berbercikler, mehrana kadar

yasa ve kedere boyun eğdiklerini,

nişanesi olarak da

fiğ balyalarını ambardan, tam vaktinde çıkardıklarını söylüyorlardı.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şehirdeki telaş

silsileyi sükutu hayâl

Büyük Yolculuk - La Grand Voyage