bildireçin bilmeceli bildirgesini bir bilmeyip bir de bilememece
bildireçin bilmeceli bildirgesini bir bilmeyip bir de bilememece -Türkçenin katillerine- bugün, yarın ve sonrası yaşadıklarımız ve yaşatıldıklarımız birken yayılıp kargaşasında kaybolduğumuz bu dünyanın, köhne duyguları. nasıl olurda unutur insan uzayıp giden gece sorgularında dopdolu meyveleri sakayan çocukların bir sonbahar günü bastığı çınar yaprağını ve ahşaptan cumbalı Türk ilinin tınısını. tartmaya görün dört kenarı traşlanmış bir anıyı. elde avuçta geriye kalan yoksulluk, -ilginçtir- ağrı yakma gününden başka her şeye sancıyor! hem o yoksulluk, o yoksulluk ki nelere hasret bırakmadı; neleri, doğurup doğurup ulu ortaya saldırtmadı. muhtıram: delik deşik; gövdesi ve kaşağılı saçları: yaslanılmak için âdeta; karşıdaki bu bilge, istençli bir ışık olarak ve solmuş karanfillerin gövdesi etrafında üç ekol taşlı muhabbet turuna başlarken bir nazârı noktadan, neler söyledi ve kim bilir kimler neler temâşâ eyledi o sıra? "âl kapı üstü kara leke, kara...