Kayıtlar

Aralık, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bildireçin bilmeceli bildirgesini bir bilmeyip bir de bilememece

  bildireçin bilmeceli bildirgesini bir bilmeyip bir de bilememece -Türkçenin katillerine- bugün, yarın ve sonrası yaşadıklarımız ve yaşatıldıklarımız birken yayılıp kargaşasında kaybolduğumuz bu dünyanın, köhne duyguları. nasıl olurda unutur insan uzayıp giden gece sorgularında dopdolu meyveleri sakayan çocukların bir sonbahar günü  bastığı çınar yaprağını ve ahşaptan cumbalı Türk ilinin tınısını. tartmaya görün dört kenarı traşlanmış bir anıyı. elde avuçta geriye kalan yoksulluk, -ilginçtir- ağrı yakma gününden başka her şeye sancıyor! hem o yoksulluk, o yoksulluk ki nelere hasret bırakmadı; neleri, doğurup doğurup ulu ortaya saldırtmadı. muhtıram: delik deşik;  gövdesi ve kaşağılı saçları: yaslanılmak için âdeta; karşıdaki bu bilge, istençli bir ışık olarak ve solmuş karanfillerin gövdesi etrafında üç ekol taşlı muhabbet turuna başlarken bir nazârı noktadan, neler söyledi ve kim bilir kimler neler temâşâ eyledi o sıra? "âl kapı üstü kara leke, kara...

مناجات و نعتى عشرين

  مناجات و نعتى عشرين  yolu yokuş aşağı akan salkımları tüketmeden; saadeti anlamadan, çöllerin seraplarına dalmadan  önce; zamana, zamanla gark olmak gerek. insanlığın evvelden tanık olduğu günlerden bir at sırtı değildi Hira’nın yolları;  azığıyla hergün yorup, bir soluğa borçlandırmayan Annem ki; hiradan sonraki ilk sığınak her gece sana bakan dört duvarın, sevinç durağı. hurma yapraklarından gölgelikler;  çölün, kızıldan entarisinin değişmesini bekliyor o vakit, senin yanı başına konan çekirge de asrı saadetten ya ben, bir tane olsam, zerrelerime kadar eriyip hapsolsam Seni giz’lemek için eşiğe gelen örümceğe, katık olur muyum? ve o karanlık gece: pür-i pâk solukların geçerken ağımızın içinden: hava donsa, ben donsam; donakalsam zamanın sarkaçları arasında. hem, sen bizi hep beklesen sarılsan, başımızı okşasan sensizlik yaramızı bakışlarınla onarsan âhların kırışıklıklarını, bir gülüşünle  alsan ve söz tutmanın acısını yürekten söküp atsan ...