Fernweh
Fernweh
ey dünyaları gamr eden maî,
insanları da içine alıp götürür müsün?
çünkü bir yarım ve bir ucuz gün
yetmez bu mahlukların gücünü harcatmaya.
çünkü güzler, bir bir atlarken atlaslardan aşırı
her, kapıyı çalan
her, yara bırakan
bu uçsuz diyârın
habercisi haline geldi.
ve bir acı söz:
duyguların son kullanım ömrünü taksîm eden.
o, uzak meyâl ülkesine girişin anahtarı;
yalnız bir hayli uzun metrajlı.
öylesine alelâde,
kalplerine bayağılık sinmiş,
ve tuzu kuru
Methuselah ağaçları,
ve azıkları şahıslardan teminli
yeminli yargıç
kimselerin girmemesi için
dress code bile var
seyyar seyyahtan bir öğüt
piyanodan gelen bir mırıltı
Singer’in parmak koparan; makara uğultusu
pazar sabahları, çamaşır urganının hışırtısı
ve geceleyin pencere pervazından gelen fısıltılar
meyâlin patikalı yollarına kadar
birer ön izci oldular
işte tüm bu tutumlara tutkuyla ruhlarını tutturan
âlemi, müstemleke etmeyip
cisimlerini, binbir itiraz ve inatla kirada tutan
dostlarımın isteğidir gitmek
bu diyardan meyâle
tüm bildiklerini terk-i mânâ ederek
bir gün bu uzak diyar vücuda gelip
kalplerin akreplerini
güneş saatinin hançeriyle değiştirecek.
o vakte kadar yapılacak en güzel şey:
bir yâr sevip
-toprağı bellemek-
18 zilhicce 1443
Yorumlar
Yorum Gönder