Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

duvarların inhizamına

  duvarların inhizamına en sağlam taşlarla ilmek ilmek ördüğümüz sanrı yüklü duvarlar, gün geçtikçe biraz daha zayıflıyor. biraz daha eriyor dayanağımız,  aşktan mahrum yağan, her damlayla. çelimsiz duvarların bütün yollarını bozduk taşladık yöremizdeki herkesi en kara inançları, en kesin yargılarla, üzerlerine saldık. şüpheler içimizi palazlarken, kusurladık bir şey söylemeye yeltenenleri. olacağın uyulmadığı için değil verilmediği için olmayacağını çarnaçar unuttuk. kim ki bize  -bakın iyi günler de gelecek! diyecek gibi olduysa: hemen, susturduk. -susuver, tanrı aşkına!- siz ey yitik duvarların yılgın savaşçıları ey kalbindeki kuşkuyu mecburca yaşayanlar gelin ve sadelik ve sahiciliğin yarattığı, görkemle irkilin! ------------------------------------------------------------ ruhuyla kendi arasına çelimsiz duvarlar örerek yaşamayı kendine zindan ederek hezimete uğrayanlara ithaf edilmiştir.

Gitmediğimiz Kentlerin Özlemi Hakkında

  Gitmediğimiz Kentlerin Özlemi Hakkında Özlem duygusu, duygular arasında müstesna bir yere sahiptir. Kuvvetle muhtemel en çok hissettiğimiz duygular arasında da ilk sıralardadır. Özlemeği kâh bilinçi kâh gelişigüzel hayatın birçok ânında kullanırız. Gündelik konuşma dilinde bile oldukça sık kullanılmaktadır: seni özledim, şurayı özledim, seninle konuşmayı özledim, gezmeyi özledim, yürümeyi özledim, yaşamayı özledim ve daha niceleri. Benim için “özlem” ya da hemen hemen eş anlamlısı “hasret” duygusu yalnızca gündelik dilde kullandığım süslü cümleler arasında kendine yer edinmiş söylemlerden ibâret değildir. Hissetmeklik bakımından hayatımın ayrılmaz bir parçası konumundadırlar. Yani hayatımı özlem ve yurtsuzluk duygularından, hislerinden müteşekkil bir spektrumun iki ucu gibi düşünürsek, ben o iki uç arasında hiç durmaksızın mekik dokumanın ustasıyımdır. Bu özlem, literal olarak bir “nostalgia” nóstos : eve dönüş, geri dönme ve álgos: acı, ıstırap ya da geçmişin özlemi gibi değildi...