koğuşturma
koğuşturma çok uzaklara atılmış benim yongalarım insanlığın olmadığı her yere. bi’ gün bakırdan kireç kazanlarında, bazan hiç kimselerin dokunmadığı dağ tepelerinde görülmüş benim aramışlığımın talaşları. şehirdeyken gözlerim, maviliğe yelken açar, paltolu adamlar korkup kaçarlardı. aklımdan bir dirhem ter, bütün sayılardan, bütün bileşkelerden önce kururdu. artık bedbahtım çünkü hep cereyanlarda kaldım, kapı eşiği aralarında. çağlar içinde savruldum. ve şimdi, her yolcunun duasına, yazgım damgalanır her sarılma ardında beni bırakır. çünkü açbiilaç dermansızım. kavuşma arefesinde esen uğultularla apazlanır kavuşmalar. kuşlar yeminlerini bozarlar, sürmeli gözlerin geceleri dağlar, yarım gülüşler karşısında. toprak ellerini çeker zerâfetin sarmaladığı boynundan Allah aşkına söyle, neden kefaret bilmez kuşlar? ve iştedir deniz, başlatıyor kutsal arınmayı iskeletimi ısıttığım her şubat sonrasında.