bir atın dörtnalıyla dörtnalına
bir atın dörtnalıyla dörtnalına bungun ve bezgin havaların bineği kurşunla bezenmiş resim gibi sendin heves kesen, susuz kaldıran. göğsümün yaşını soğutan dörtnalınla, fırtınalı kuyruğunla. taktak, ritimleriyle inlerken tabiat yellendi, yerler; alnı, kakışlandı yerkürenin nallarınla okşandı parçalanmış arzın her karışı ve dönerken dünya, tükürüklendi eller sen, tımarlandın. gres lekeleri, hidrolik pompaları ve patoz azıcık zaman ve hummalı duman tavladı, türabların türbedarlarını. kişnemenin; arzın yedi katında, yavaş yavaş duyulduğu zamanlardan konfor, kurdela ve tünel; zamanlarına... yol boyu minare gözetleyen seyisler yol boyu hayâllere daldı yol, hayâl kırıklıklarına kaldı. hâlbu ki sen toprağa çıkarken, sorgul...